Eye Of The Teddy : Haziran Edition

Hanımlara ヤッホ ve beylere おす! ただいま minnaaaaa-san!
Bu ay öyle dolu, öyle yoğundu ki nereden anlatmaya başlasam bilmiyorum... Bu yüzden sırayı bozmadan, neler okuduğuma göz atarak başlayalım.

Neler okudum? Kitap okuyacak vaktim olmadı pek, bu yönden zayıf bir aydı. Sadece Osamu Dazai'den ''İnsanlığımı Yitirirken'' ve Shiro Hamao'dan ''Şeytan'ın Çırağı'' nı bitirdim. Osamu Dazai'nin zaman zaman kendi hikayesiyle iç içe geçirdiği kitabı, gerçeğin ve kurgunun sınırlarını oldukça homojen bir şekilde karıştırmıştı. Aşırı pasif, aşırı karamsar bir karakterin öyküsüydü. Öldüğünde sevindim, iyi ki ölmüş dedim. Ki bunu çok az kitap karakteri için söylerim. Birincisi Nikos Kazancakis'in Francesco'suydu, allahın belası herif bir an hiç ölmeyecek diye korkmuştum. İkincisi de bu kitabın baş kahramanı oldu. Şeytan'ın Çırağı da akıcı olmakla birlikte çok etkilemedi beni. Bu Japonların kendi kafalarında kurulma olayına oldum olası sinir olmuşumdur. İletişim yok, sormak yok, açık olmak yok ; koca bir sis perdesine ek olarak kafada kurulmalar had safhada olunca... Neyse, ilginçti ama yeterince değil. Son olarak da Svetlana Aleksiyeviç'in ''İkinci El Zaman'' kitabına başladım. Bununla birlikte 5 kitaptan oluşan, Sovyetler Birliği'nin 'Tarih kitaplarına dahil edilmeyecek, İnsanı ve onun tarihini ele alan' kendine özgü bir edebi tür diyebileceğimiz kitap serisinin sonuncu kitabındayım. Önümüzdeki ay bitireceğim sanırım. Neyse, yıllık kitap hedefimi tamamlamış olacağım bu kitapla. 20 koymuştum hedefimi zaten, kendimi kasmadan ulaşabileceğim için. Başta ''18 günde bir kitap okumalı'' bildiriminin şu an ''186 günde bir kitap okumalı'' olduğunu görmek mutlu etti. (198 gündü aslında 19.kitabımı bitirdiğimde) Tabi hedefime ulaştım diye okumayı bırakmayacağım, hedefimi ulaşılabilir basamaklarda arttıracağım. 20 kitap da yıl bitene kadar okusam etti mi kırk! (Cümlenin sesi var, hem de bana ait olmayan bir sesi)

Neler izledim? Hiçbir şey :D Hala Downton Abbey'i izliyorum, 4.sezona geldim. Bitirince uzun uzun yazmak istiyorum bu dizi hakkında.

Neler aldım? Buraya yazacak ufak tefek şeylerim var :D Güneş kremi, nemlendirici krem, ve ürünlerini çokça merak ettiğim yerli bir markadan ufak bir cilt bakımı alışverişi yaptım. Pançak Pançak yazma zamanım geldi de geçiyor, haklısınız... Güya bu ay yazmayı planladığım 2 yazı daha vardı ama hiçbir şey için zamanım yoktu... Tamam dünyayı kurtarmaktan zamanım kalmıyor değildi, ama ne yapayım ilk defa 24 saatten oluşan 30 günün yetmediği bir ay yaşadım.

Neler yaptım? Ayı İstanbul'daki birkaç günlük iş seyahatiyle açtım. Mezun olduktan sonra İstanbul'a yolum düşmemişti. Gerçi gittiğim kısımlar benim için 'İstanbul' olan kısımlar değildi ama olsun. Hava değişimi, ufak bir tatil, işle alakalı olumlu atmosfer bana epey iyi geldi. Sonraki hafta ailemi ziyarete gittim. Bir sonraki hafta annem ve kız kardeşim geldiler. Gezebildiğimiz kadar gezdik, güzel oldu bence. En kısa zamanda tekrarlamak istiyorum. Sonraki hafta, ve ayın son haftasını ve haftasonunu cağnım arkadaşlarımla geçirdim. 7 yıl önce, EXO'mun hayatıma kattığı birbirinden güzel pırlanta gibi kızlar. Hepimiz farklı şehirlerde yaşayınca 4'ümüz bir arada olamamıştık hiç. Şubat ayında 3/4 yapmıştık ama bu defa 4/4 yaptık. İnanılmaz güzel zaman geçirdik. Konya mutfağının altını üstüne getirdik desem yeridir :D Daha önce birkaç kez gittiğim halde Sille'den hiç bu kadar keyif almamıştım. Küçük Ortodoks kilisesini, Zaman Müzesini ve Sille müzesini eğer yolunuz düşerse muhakkak ziyaret edin. Ayrıca Müzelerin sorumluları da oldukça bilgili, ilgili ve sorumlu insanlardı. Ne yalan söyleyeyim, şaşırdım.

Temmuz ayı için hiçbir planım yok, bakalım yeni ay neler getirecek beraberinde.

Son olarak, nice 7 senelere Lipstickchateaubaek!

Yorumlar

Bunları Okumuş Muydun?