Seyir Defteri #26 : Élite
Selamlar! 'Hayırdır, sen cilt bakımı haricinde yazar mıydın?' dediğinizi duyar gibiyim. Nadiren de olsa yazıyorum, çünkü pek dizi izleyecek vaktim olmuyor. Ama bu defa eski sezonlarını izlediğim, yeni sezonu da kırık bir hevesle de olsa beklediğim bir dizi hakkında yazmak için buradayım.
Sizleri Sbl'nin buram buram kalite kokan yapımlarından koparıp, popüler bir ergen dizisi olan Netflix yapımı Elite'e maruz bırakmam bundan. Gerçi başta sadece 4. sezon yazmak niyetindeydim ancak Sbl 'madem yazıyorsun diğer sezonlar da olsun' dedi ve sazı eline aldı, ben de bu fırsat kaçmaz dedim ve bu upuzun yazıyı ortaklaşa ortaya koyduk. Diziyi hiç izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız, bu yazıyı hemen bu cümleden sonra terk edin. Biliyorsunuz dilimin ayarı, spoilerımın ölçüsü yok.
Elite için tepkiler çok karışık biliyorsunuz; bir kısım deli gibi sevip göklere çıkarırken bir kesim de yerin dibine sokuyor. Ben tam orta noktadayım sanırım, kötü yönlerinin farkında olmama rağmen sırf görsellik ve entrika için izliyorum. Las Encinas'ın ortamı hoşuma gidiyor, ne yapayım. Evet, mikrofon Sbl'de!
Öncelikle diziyi nasıl izlemeye başladığımı söyleyeyim; tamamen tesadüf :) Akşam işten yorgun argın gelmiştim ve rastgele izleyecek bir şeyler bakıyordum. 'Lise dizisiymiş izlesem mi?' falan diyerek başladım ve birkaç bölüm izleyiverdim. 'Saat fazla geçmesin yatayım yarın bir dünya iş var' deyip kapattım. Ertesi gün ise aklımda bir an önce eve gidip diziyi tamamlamak vardı. Laf olsun diye baktığım bir yapımken Guzman Nunier'in gönüllerimize işlemesiyle bir solukta bitirdim ve sonra dedim ki 'Şimdi devamı için bir sene mi bekleyeceğiz yani?' :) evet dizi tam da izleme platformlarına geldiği gün izlemek gafletini göstermiştim. Peki sonra ne mi yaptım hemen diziden Teddy Bear’a bahsettim :) istedim ki o da izlesin, onun da hevesi kursağında kalsın, o da Guzman hasretiyle yamulsun :) (Teddytör notu : Diziyi izlemeye 2019'da başladım, 2 sezon hazırdı ama 3 ve 4'ü beklerken Guzman'ın hasretinden ciğerim soldu diyebilirim.)
Efendim İspanya'nın Galicia bölgesinde yalnızca zenginlerin çocuklarının devam ettiği ve geleceğin liderlerini yetiştirmeyi hedefleyen Las Encinas Lisesi, görece olarak daha fakir üç nakil öğrencinin gelmesiyle renklenir. Gelen öğrenciler Cristian, sıcacık gülümsemesiyle(!) içleri ısıtan Samuel Garcia ve Filistin kökenli Müslüman bacı Nadia Shanaa'dır. Kendi okul binalarında yaşanan çökme sonucu (Müteahhit Guzman ve Marina'nın babası. Onun hatasından dolayı çöküyor bina, bunları da adeta günah çıkarmak için sus payı olarak kabul ediyorlar okula) Las Encinas'a kaydolurlar ve bir yıl süreyle burada okuyacaklardır. Lakin yeni öğrenciler burada pek benimsenmezler. Hatta Guzman şöyle özet geçmişti yenileri ; bir gerizekalı, bir gerici ve bir kavgacı. (Gerici deme lazım olur :D)
Cristian hemen ortamın havalı kişisi olmaya çalışırken (ki kendisi katışıksız bir apaçidir), Samuel kimsenin yerini almak üzere gelmediğini belirtir, Nadia ise eline geçen bu güzel fırsatı kullanıp iyi bir eğitim almak istediğini belirtir. Ancak fakir ve yeni öğrencilerimiz zengin bebelerin oyunları için meze olacaklardır, yalnız bu durumdan henüz haberdar değillerdir.
Birinci sezonun tüm kişilerini de tanıtayım madem. Kardeşler Guzman Nunier Osuna ve Marina Nunier Osuna, Lucrecia Montesinos-Hendrich, Carla Roson Caleruega, Leopoldo Benavent Villada, Ander Munoz, yine kardeş olan Fernando Garcia Dominguez ve Samuel Garcia Dominguez, bir başka kardeş ekibi Nadia Shanaa ve tek kaş Omar Shanaa, son olarak Cristian Varela Exposito (klasik İspanyol muhabbeti olacak ama zenginlerin adından zenginlik, fakirlerin adından fakirlik akıyor resmen, bakınız: Samuel Garcia)
Bence en güçlü çift Lucrecia ve Guzman'dı onlara Nadia eklemlendi. Görsellik bakımından en güzel çift ise Carla ve Polo; resmen güzeller (adeta barbie ve ken'in kanlı canlı halleri gibiler), onlara da Cristian eklendi.
Guzman’ın kafası karışık kardeşi Marina ise benim pek bi sevdiğim(!) Samuel'den hoşlanıyor ve diğer yandan Samuel'in abisi Nano'dan hoşlanmakta beis görmüyor. Allah'ın gayet güzel ve özenerek yarattığı Ander ise Allah'ın pek o kadar da özenmediği Omar'dan hoşlanıyor. Bi Carla-Polo çiftine baaak, bi Ander ve adını anmak istemediğim.... Neyse neyse bakmayın :) Carla'ya ve Polo'ya bakın siz.
Yeni öğrenciler okula geldiği andan itibaren onlara sıcak davranan tek kişi Marina oldu ancak Guzman bu durumdan hiç hoşnut değildi (Marina daha önceden Pablo Ruiz adında biriyle yakındı hatta ondan hastalık kapmıştı. Ander, Polo ve Guzman Pablo’nun amel defterini neredeyse kapatıyordu). Bir keresinde de isyan edip ''Gördüğü her uçurumdan atlamak isteyen birine bakmaktan bıktım'' demişti.
Daima sınıf birinciliğine oynayan Lucrecia da yeni tayfadan hoşlanmayanlar arasındaydı. Ama Guzman Lucrecia'nın da el atmasıyla kendini birden Nadia'yı kendine aşık etmeye çalışırken buldu (klasik bir iddia üzerine başlayan bu konu ilerledi ve diziyi izleten unsurlardan biri oldu)
Guzman'ın kardeşi Marina hakkındaki tespiti doğruydu; alt sınıftan pislikleri başına bela etmişti. Samuel denen sevimsizin belalı ağabeyi Nano daha önce hapse girmişti ve yüklü miktarda borcu vardı. Bunu düzeltmek için Nano’nun Carla’nın evinde soygun yapmasına fırsat bile verdi. Samuel Garcia için Carla ile kötü olmaya değdi mi Marina?
Carla ve Polo çifti ise Cristian ile günlerini gün ederken, Ander'in kimlik bunalımı yaşaması ve kendini bulma süreçlerine şahit olduk (kendini buldu iyi oldu da Omar'ı bulmasaydı iyiydi :( ) Dersten çok entrikanın doğal yaşam alanı olan Las Encinas Lisesi'nde eğitim öğretim sezonu Marina'nın hayatını kaybetmesiyle bitti. Peki katil kimdi?
İkinci sezonda üç yeni kişi dizi kadrosuna katıldı: Valerio Montesinos-Rojas (Lucresia’nın yarı kardeşi), Rebeca Parilla de Bormujo Avalos (asilzade değil sonradan görme, özetle keko Rebe) ve Cayetana Grajera Pando (Feriha’nın İspanya şubesi). Yeni öğrencilerin de kendince sırları vardır. Okul değil sırlar dünyası mübarek :) (Okula kayıt olurken sır sahibi olmayı şart koşmuş olabilirler) Valerio üvey kardeşi Lu'ya köppek gibi aşıktır, Rebe'nin annesi uyuşturucu satıcısıdır (Lu ona Narco Barbie lakabını taktı bu yüzden), ve Cayetana'nın annesi okulda temizlikçi olarak çalışmasına rağmen Caye kendini zengin biri olarak tanıtmıştır. Kız resmen ayaklı yalan makinesi gibiydi, hayatını zengin mekanlara adeta fotoşopluyordu ama yalancının mumu yatsıya kadar yanar demişler. Ayrıca ikinci sezon güzel bir haberle başladı: Samuel kaybolmuştu. Ohh nihayet ya :D kötü haberse Samuel Garcia’yı bulmak üzere çalışmaların hemen başlamış olmasıydı :( Ne aceleniz var sanki, çok mu lazım Samuel? Kardeşinin kaybından ötürü kafayı kırmış olan Guzman üç numara saçlarla arz-ı endam etti ve tüm sezon katili aradı. Herkese, her olaya şüphe ile yaklaşıp sorguladı. Lucrecia tüm yaz ona destek olmuştu, lakin Guzito Nadia'yı aklından çıkaramamış. (Ne bulduysa Allahın ortadoğulusunda?) Lu zaten Valerio'nun dönüşü ile derdi başından aşkın birine dönüşmüştü. Bir yandan Guzman'ı Nadia'ya kaptırmasını sindirmeye çalışıyor (bu esnada türlü entrikalarla Nadia'yı gerici ailesinin karşısında zor duruma düşürecek entrikalar yapmakla meşguldü tabi) bir yandan Valerio ile baş etmeye çalışıyor (Yoksa kendine bile itiraf edemediği gizli ve yasak hislerin varlığıyla mı?) Nadia desen kız tükürdüğünü yalama abidesi oldu dizinin; yapmam dediği ne varsa yaptı, başkasında kınadığı şeyleri yapmakta sorun görmedi hiç. Bu sezonla alakalı en sevmediğim şey habire parti yapılmasıydı ve gıcık noktalardan bir diğeri de Samuel olacak yaratığın kendi tipine ve sosyal sınıfına bakmaksızın Carla ile aşk yaşamasıydı ki bu noktadan sonra Carla benim gözümde bitti. Aslında Samuel, Carla'daki sessizlik yüzünden onun cinayetle ilgili bir şey bildiğinden şüphelendiği için ona yaklaşmaya çalıştı. Sonrası ise anlamsızlıklar silsilesi bir aşk(!) öyküsüydü. Sürekli laf sokmalar, kavgalar derken ben bu aşktan ne bir şey anladım ne de samimi buldum. Kendi sınıfından olan ve ona fena halde yanık olan Rebe ile olması gerekirdi ama son kazanova Samuel Garcia kızı seviyor gibi yapıp arkasından Carla ile işler çeviriyordu. Bir de Polo'nun sırrını saklamaktan biten, adeta ciğeri solan bir Ander gördük. İki dostunun hayatını altüst edecek bir sırra vakıf olup bunu kimseye söyleyememek...
Her sezon hem yeni bir vaka (ölüm yahut kaçırılma) ve yeni yüzler görülüyor malumunuz. Üçüncü sezonda üç yeni kişi vardı; bunlar Malick, Yeray ve Alexis idi. Açıkçası üçüncü sezon beni pek sarmadı...
Yani onca bekleyişimin karşılığında daha çok entrika ummuştum. Bu sezonu kısaca özetlemek istiyorum. Alexis Ander'in kemoterapiden arkadaşı, pek sık görmüyoruz. Malick zengin siyahi bir müslüman karakter, başlarda Nadia'ya yanlıyor ama (hatta Nadia hanım tam ailesine göre bir damat olduğu için sıcak bile bakıyor) sonradan görüyoruz ki eşcinselmiş ve Omar'la yakınlaşıyor her fırsatta. Omar ise ne kardeşinin sevgilisi ile yakınlaşıyor olmaktan ne de Ander'i aldatıyor olmakta sorun görmüyor bir süre. Hatta Ander'cim bu durumu anlayışla karşılayıp hayatını yaşamasını söylüyor, adeta kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyor... Ah benim dertli yavrum, dizide en çok çekenlerden biri de sendin be... Yeray da zengin, Carla'ya çok hayran (geçmişte şişkoyken de Las Encinas'taymış, zorbalığa uğramış ve onu savunan Carla olduğu için idol gibi hayranlık besliyor kıza) Carla'nın babasının işleri pek iyi gitmeyince bu oğlanla yakınlaşması için babası tarafından inanılmaz bir baskı görüyor. Burada da zavallı markizin (!) hayatının zorlukları(!) hakkında fikir sahibi oluyoruz. Bu sezonda Polo ölüyor. Valla sezona dair partiler ve çeşitli aşk kombinasyonları dışında aklımda bir şey kalmamış. Sadece final bölümü iyiydi. Lu, Valerio ile arasında olanları babasına itiraf edip kendini büyük bir manevi yükün altından kurtarırken, babasının biricik kızı hakkında hayal kırıklığı yaşamasından ötürü büyük bir maddi kaybın altına sokuyor. Kısacası liseyi bitir, 18'den sonra sana tek kuruş para vermem diyor babası. Bu yüzden Amerika'daki üniversite bursu için Nadia ile bolca rekabet ediyor. Burada fakirliğe(!) alışamayan Lu'ya hem üzülüyor hem gülüyoruz. Eh cinayet olur da, katil olmaz mı? Katil içlerinden birisi, ancak seveni de sevmeyeni de katili korumak için işbirliği yapıyor. İşte las Encinas ruhu!
Dördüncü sezonda ise bir grup kardeş dahil oldu diziye :) Hemen tanıtalım: Ariadna Blanco Commerford ve ikizi Patrick Blanco Commerford ile kendilerinden biraz küçük olan Mencia Blanco Commerford. Bir de Prens var bu sezon: Philippe Florian von Triesenberg. Fransızca konuşurken ekstra uyuz oluyor küçük emrah kaşlı şey... Kasıntı mı kasıntı, bir fiskeyle amel defteri kapatılacak cinste bir cılız... Eveeeet, öncelikle hevesimi kıran noktalardan bahsederek başlayayım. Lu ve Carla gibi dizinin olmazsa olmazları bu sezonda yer almayacaktı, Valerio bebeğim yoktu, Polo zaten sizlere ömür… Nadia’yı zaten sevmediğim için yokluğu benim için bir lütuftu. Üçüncü sezonun yenilerini de aramadım açıkçası, bir tek Carla'nın maniti olan oğlan tatlıydı ama bir olayı yoktu. Sırf Carla'ya çeşitleme yapılmak için diziye alınmış gibiydi. Hiçbir olayı yoktu ciddi anlamda, dizide de çok pasif kalmıştı zaten. Neyse işte, geçen yıl 20 Temmuz'da yeni oyuncular tanıtıldı, ancak pandemi yüzünden çekimlere geç başlanmış olacak ki yeni sezon 2021 Haziran’da yayınlandı. Ben fotoğrafı görünce hepsine bi tilt olmuştum zaten, paçozluk adeta paçalarından akıyordu. Lu ve Carla gibi iki ağır topun yerini dolduramayacakları belliydi, diziyi bitirdikten sonra da fikrim değişmedi ve haksızlık ettiğimi düşündüğüm hiçbir karakter olmadı. (Yeni gelenlere ne eksik ne fazla, şu şekilde bakıyorum) Dizideki olaylar yeni okul müdürünün okula gelişiyle başlıyor diyebiliriz. Ander'in annesi okuldan ayrılmak zorunda kalıyor anlayacağınız. Haliyle bu durum eskilerde hoşnutsuzluğa yol açıyor. Tabi yeni müdür kendi disiplini ile geldiğinden, Azucena döneminde bursluluğa kabul edilen öğrencilerin yeterliliğini sorguluyor ve onları bir sınava tabi tutacağını söylüyor. Bu durum eskilerin hoşnutsuzluğunu katlıyor. Ander'in hem annesi kovuldu, hem de sevgilisi okuldan atılma tehlikesiyle karşı karşıya. Zaten bir numaralı Samuel Garcia avukatı ve Ander'in kadim dostu, doğrucu davut karakterimiz ve benim Habsburg Paşası diye nitelediğim Guzman'cığım önderliğinde tepkiler gösteriliyor. Bu arada yeni gelenlerden yukarıda bahsetmiştik, bunların üçü müdürün çocuklarıymış. (Soyadlarından da anlaşılacağı üzere, ancak dizide açıklamaları aralara serpiştirildiği için her seferinde 'yuh bu da mı' diye bir şaşırıyorsunuz) Evet, yanlış duymadınız sevgili okurlar. Senarist çok kafa yormak istememiş anlaşılan, bu detayın saçmalığı zaten yeterince sinir bozucuyken üstüne bir de bu üçü aynı sınıfta. Yani o kadar zorlama bir karar olmuş ki bu... Ari ve Patrick ikiz kardeşlermiş de, Mencia da onların bir yaş küçük kardeşleriymiş... Çok zeki olduğu için sınıf atlamış, olaya bak sen. İkizler de nasıl ikizse, birinin gözleri okyanus kadar maviyken diğeri esmer latina bildiğiniz. Hangisine daha çok uyuz olsam bilemedim, valla katmerli bir uyuzluk vardı hepsinde. Neyse, Ari’nin tip olarak Carla’ya benzerliği gözümden kaçmadı. Ne alaka diyeceksiniz, ‘demin ne dedin şimdi ne alaka bu benzerlik’ demeden açıklayayım. Gözleri, dudak ve diş yapısı, yüz şekliyle Carla’nın esmer olan kötü bir kopyası gibiydi. Hareketler ve tavırlar yönündense bir Lu yaratılmaya çalışılmış, ama hayır bu da çok başarısızdı. Sanırım Samuel-Ari-Guzman aşk üçgeninin sebeplerinden biri buydu, en azından bana göre. Doğru duydunuz, Guzman ve Nadia ayrıldılar! (Kendimi gözleri kapalı maymun emojisi ile ‘boşandılar’ selfiesi atan Şeyma Subaşı gibi hissettim) Nadia sanki tek zorlanan kendiymiş gibi, yok efendim hayatlarımız gece ve gündüz kadar farklı triplerine girdi. Sanki önceden aynı dünyanın insanlarıydınız?! Guzman bebeğim bu ilişkiyi yürütmek için elinden geleni yaptı valla. Neyse, artık başı bağlı olmayan Habsburg Paşam Guzman'cığımın ortamlara hızlı dönüşüyle birlikte birinci sezondaki zengin züppe uyuzluğu da geri döndü. Samuel Garcia denen yerden bitme senin rakibin olabilir miydi Habsburg paşam, sen niye bu kadar kastın bu rekabet işini? Gerçi Ari bu konuda tam bir Carla çıktı, Samuel'e fena halde eklemlendi dizi boyunca. Yani hem aşağı sınıftan diye rahatsız oluyor, hem de her fırsatta kollarına koşuyor. Bu ne perhiz? Sosyal olarak ise Guzman'la olmaktan mutluydu. Nasıl olmasın ki, adam tam bir prens. Uzun boylu, yakışıklı, eğlenceli, dürüst… Ama gene de yaranamadı bu kıza... Guzman bir şeyler döndüğünden şüpheleniyordu, bazı çıkışları oldu ama bunlar çoğunlukla Samuel'e yönelikti. Dayağını yiyip kahrını çeken Samuel'di ama Ari hanım olayın mağduru rolünü kimseye kaptırmak istemiyordu anlaşılan. Ne şiş yansın ne kebap diyerek ikisine de aşık olduğunu söyledi, dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan oldu. İkisini de kaybetti. Samu ve Guzman arkadaşlığı da bayağı bir çatırdadı ama yıkılmadı gene, ölümüne kankayız modundalardı biterken… Sürekli atıştılar, Guzman her fırsatta Samuel'e sövdü, final bölümünde de sağlam dayak attı ama gene de arkadaş kaldılar; ne yana yıkılayım? Patrick ise Ander-Omar ilişkisine yıldırım gibi düşüyor. Çok fazla değinmek istemiyorum, üç erkeğin ilişkisinde üzerinde durabileceğim duygusal bir nokta yoktu çünkü. Sadece Omar'ın üç şeritli otoban kıvamındaki kaşlarına sövüp, Ander bebeğimin bu çirkin Ortadoğuludan kurtulması için dilek çemberi yapmaktan başka… Patrick de güzel oğlandı ama uyuzdu, o aileye dair her şey bana itici geldi ne yapayım. Mencia denen ebleh suratlı ise en en en salakları bu ailenin. Babası parasını kısıtladığı için tanımadığı bir adamla birlikte olup, ondan para alacak ve diğer maddi imkanlarından yararlanacak kadar. Güya ailesinden kurtulmak için bu paraya ihtiyacı var ama yerler öyle ihtiyacı. Adamın başka bir arkadaşı ile olmayı bile kabul ediyor, ücreti de iki katına çıkararak. Bildiğiniz kendine bir iş ağı kuruyor. Bu esnada okulda da bizim keko Rebeka’ya yanlıyor, güya çok aşık ve Samuel’in yarattığı tüm travmaları ona unutturacak. Ancak Rebe’nin kadırgalı anası bu kızı barda görüyor, hangi niyetle yaptı bilmiyorum ama üstü kapalı uyarıyor. Daha çok gençsin, ne yaptığının farkında mısın gibisinden. Boğazına kadar suça batmış biri olsa da belki annelik, belki kadınlık içgüdüleri ile kızı korumak istiyor ama kızımız sert bir şekilde engel oluyor buna. Yaptığının ne olduğunu kabul etmiyor asla, öyle de yüzsüz. Kolay para tatlı geldi tabi. Ancak Rebe’nin annesi bunları bir arada kendi evinde görünce dur diyor, ya kızıma her şeyi söyle ya da ben söylerim diye tehdit ediyor. Çünkü Rebe, Samuel malını çok zor atlattı. Kız da sevince ölümüne seven cinsten, daha toparlanmadan bir daha yıkılırsa çok kötü olacak. Ama kızdaki cesarete bak ki, ben de senin kokain sattığını kızına söylerim diyor. Rebe bunu iş üstündeyken basıyor, daha doğrusu pezevenklerin elinden alıyor. (Rebe Tatlıses) Mencia sonradan yine ve yine bu adama başvuruyor, adam sanki hayrına yapıyor bunları. Ta ki şantaja başvurunca kafası dank ediyor salağın. Bu kızın salaklığını, ve salaklığını pekiştiren ebleh suratını hafife almayın...
Yalancı Barbie Cayetana ise geçmişe sünger çekmiş gibi, yalanı dolanı bırakmış. Üniversitede okuyor (moda ve tasarım üzerine olsa gerek) ve diğer zamanlarda Las Encinas’ta annesi gibi temizlik yapıyor. Zoruna gidiyor biraz ama eskisi kadar gocunmuyor bence. Şu malak prense hayranmış, bu arada prens de Polo’nun güncellenmiş hali gibi yani. (Biliyorsunuz Caye ve Polo da bir dönem sevgiliydiler, zaten dizide birbiriyle sevgili olmayan kaç kombinasyon kaldı?) Caye onunla konuşmaya çalıştıkça Ari kızı yerin dibine sokuyor (Tam Lu'luk hareket) Ama Caye bu defa bir şey gizlemiyor. Prensle sevgili oluyorlar, tam bir peri masalı... Elbiseler, sosyeteye takdim edilecek olmak... Turnayı bu defa gözünden vurdu diyebilir miyiz? Ancak önemli bir balo öncesinde Prensin evinde fark ettiği kamera detayı ile içine bir kurt düşüyor. Bir şekilde bilgisayarına erişiyor, ve birlikte olurlarken çekilmiş gizli kamera görüntüleriyle karşılaşıyor. Tabi allak bullak oluyor, baloda da çok pis bozuk atıyor ve oğlan durumu açıklamak zorunda kalıyor. Güya daha önceki sevgilisi cinsel istismarda bulunduğu yönünde iftira atmışmış da, beyimiz de kendini korumak için böyle önlemler alıyormuş çünkü kimseye güvenmiyormuş. Tabi Cayetana yapıştırıyor lafı, bu bir tedbir değil rızam olmadan uygunsuz görüntülerimi çekemezsin diye. Akabinde ayrı dünyaların insanıyız, ayrılsak iyi olur diyor ve gerçekten de uzak duruyor. Ancak bu durum prense fena halde cazip geliyor çünkü çevresindeki herkes ona imkanları için yaklaşmış, kimse gerçekten olduğu kişiyle ilgilenmemiş. Tipik zengin varoluşsal sancısı. Samuel ya da Omar gibi çalış bakalım bir şeyin kalıyor mu zengin züppe… Tabi Ari şüphe tohumları ekmeye devam ediyor; babam bunu okula skandalları kapansın, ortamından uzaklaşsın diye kabul etti; sen böyle bir tacizciye nasıl güvenebilirsin gibisinden. Caye barıştıktan sonra bilgisayarı bir kez daha kontrol ediyor, videolar silinmiş mi diye… Bu da ayrı mallık, sanki farklı adlandırıp başka klasörde depolayamayacak… Neyse, araştırırken yakalanıyor ve bu defa da güvenmediği için özür dileyen taraf kendisi oluyor falan. Özet geçeyim, gereksiz uzattım. Caye, prensin ailesinin verdiği bir partide en hayran olduğu tasarımcı ile tanıştırılıyor ve ona tasarımlarını göstermek istediğini söyleyip beş dakika rica ediyor. Adam ise odamda bakmak isterim diyerek üstü kapalı şekilde ahlaksız teklifte bulunuyor, tereddüt eden Caye'ye hadi diyip peşinden asansör kapısına kadar gelmesini sağlıyor. Bu esnada Ari görüyor bu manzarayı uzaktan. Caye ise tereddütlerini kenara bırakıp 'atölyenize göndersem iyi olacak' diyerek asansöre binmiyor. Prens'e karşı gözünün açılması ise yakınlaşmalarını durdurmak istediği anda defalarca hayır demesine rağmen durmadığında oluyor. Arabadan kaçarak iniyor adeta. Bu arada Ari de Caye'nin bu haysiyetli davranışını kendisine yılbaşı partisi için elbise tasarlatarak ödüllendiriyor kendince, yeteneğinden ve emeğinden şaşmasın diye. Parti gecesi geliyor, prensin keskin suratlı asilzade anası da ortamda. Oğlunu savunuyor tabi, erkekler doğuştan böyle taşkınlıklara sahiptir, tolere et gibisinden. Caye ise tokat gibi bir lafla kapaklıyor kadını. Yılbaşı gecesi önemli, her sezonun finalinde bir olay oluyor malum. Bir cesedimiz, bir katilimiz olacak illa ki. İyi haber, ceset bizimkilerden biri değil. Kötü haber, katil bizimkilerden biri! Las Encinas ruhu ile bu cinayeti de topluca örtbas ediyorlar, iyi alıştılar he. Vallahi Guzman için katlandım bu sezona. Üçüncü sezonun yeni kişilerle yeniden çekilmesi gibiydi, eser miktarda da eski sezonların izi vardı. Partilerden, fiziksel temaslardan gına geldi. Kılık kıyafetlerdeki abartılı pespayelik bu sezon zirve yapmıştı, okula giderken giyinmek zahmet oluyor galiba. Grindr reklamı da gözümden kaçmadı, eh Elite'den daha iyi bir yapım bulamazlardı reklam vermek için.
Eh işte desem de beşinci sezonu bekleyeceğim. (Onay verilmiş ama bakalım ne zaman çekilir.) Alışmışız, bırakamıyoruz. Guzman nereye ben oraya... Dediğimiz gibi beşinci sezon çıktığı an yorumları tam burada göreceksiniz, bu yazının devamına güncelleyeceğiz. Mümkünse Valerio ve Lucrecia'nın geri döndüğü, Samuel'in olmadığı ve kahramanlarımızın artık üniversite aşamasında olduğu bir beşinci sezon olsun. Haftaya görüşmek üzere!
Dördüncü sezonda ise bir grup kardeş dahil oldu diziye :) Hemen tanıtalım: Ariadna Blanco Commerford ve ikizi Patrick Blanco Commerford ile kendilerinden biraz küçük olan Mencia Blanco Commerford. Bir de Prens var bu sezon: Philippe Florian von Triesenberg. Fransızca konuşurken ekstra uyuz oluyor küçük emrah kaşlı şey... Kasıntı mı kasıntı, bir fiskeyle amel defteri kapatılacak cinste bir cılız... Eveeeet, öncelikle hevesimi kıran noktalardan bahsederek başlayayım. Lu ve Carla gibi dizinin olmazsa olmazları bu sezonda yer almayacaktı, Valerio bebeğim yoktu, Polo zaten sizlere ömür… Nadia’yı zaten sevmediğim için yokluğu benim için bir lütuftu. Üçüncü sezonun yenilerini de aramadım açıkçası, bir tek Carla'nın maniti olan oğlan tatlıydı ama bir olayı yoktu. Sırf Carla'ya çeşitleme yapılmak için diziye alınmış gibiydi. Hiçbir olayı yoktu ciddi anlamda, dizide de çok pasif kalmıştı zaten. Neyse işte, geçen yıl 20 Temmuz'da yeni oyuncular tanıtıldı, ancak pandemi yüzünden çekimlere geç başlanmış olacak ki yeni sezon 2021 Haziran’da yayınlandı. Ben fotoğrafı görünce hepsine bi tilt olmuştum zaten, paçozluk adeta paçalarından akıyordu. Lu ve Carla gibi iki ağır topun yerini dolduramayacakları belliydi, diziyi bitirdikten sonra da fikrim değişmedi ve haksızlık ettiğimi düşündüğüm hiçbir karakter olmadı. (Yeni gelenlere ne eksik ne fazla, şu şekilde bakıyorum) Dizideki olaylar yeni okul müdürünün okula gelişiyle başlıyor diyebiliriz. Ander'in annesi okuldan ayrılmak zorunda kalıyor anlayacağınız. Haliyle bu durum eskilerde hoşnutsuzluğa yol açıyor. Tabi yeni müdür kendi disiplini ile geldiğinden, Azucena döneminde bursluluğa kabul edilen öğrencilerin yeterliliğini sorguluyor ve onları bir sınava tabi tutacağını söylüyor. Bu durum eskilerin hoşnutsuzluğunu katlıyor. Ander'in hem annesi kovuldu, hem de sevgilisi okuldan atılma tehlikesiyle karşı karşıya. Zaten bir numaralı Samuel Garcia avukatı ve Ander'in kadim dostu, doğrucu davut karakterimiz ve benim Habsburg Paşası diye nitelediğim Guzman'cığım önderliğinde tepkiler gösteriliyor. Bu arada yeni gelenlerden yukarıda bahsetmiştik, bunların üçü müdürün çocuklarıymış. (Soyadlarından da anlaşılacağı üzere, ancak dizide açıklamaları aralara serpiştirildiği için her seferinde 'yuh bu da mı' diye bir şaşırıyorsunuz) Evet, yanlış duymadınız sevgili okurlar. Senarist çok kafa yormak istememiş anlaşılan, bu detayın saçmalığı zaten yeterince sinir bozucuyken üstüne bir de bu üçü aynı sınıfta. Yani o kadar zorlama bir karar olmuş ki bu... Ari ve Patrick ikiz kardeşlermiş de, Mencia da onların bir yaş küçük kardeşleriymiş... Çok zeki olduğu için sınıf atlamış, olaya bak sen. İkizler de nasıl ikizse, birinin gözleri okyanus kadar maviyken diğeri esmer latina bildiğiniz. Hangisine daha çok uyuz olsam bilemedim, valla katmerli bir uyuzluk vardı hepsinde. Neyse, Ari’nin tip olarak Carla’ya benzerliği gözümden kaçmadı. Ne alaka diyeceksiniz, ‘demin ne dedin şimdi ne alaka bu benzerlik’ demeden açıklayayım. Gözleri, dudak ve diş yapısı, yüz şekliyle Carla’nın esmer olan kötü bir kopyası gibiydi. Hareketler ve tavırlar yönündense bir Lu yaratılmaya çalışılmış, ama hayır bu da çok başarısızdı. Sanırım Samuel-Ari-Guzman aşk üçgeninin sebeplerinden biri buydu, en azından bana göre. Doğru duydunuz, Guzman ve Nadia ayrıldılar! (Kendimi gözleri kapalı maymun emojisi ile ‘boşandılar’ selfiesi atan Şeyma Subaşı gibi hissettim) Nadia sanki tek zorlanan kendiymiş gibi, yok efendim hayatlarımız gece ve gündüz kadar farklı triplerine girdi. Sanki önceden aynı dünyanın insanlarıydınız?! Guzman bebeğim bu ilişkiyi yürütmek için elinden geleni yaptı valla. Neyse, artık başı bağlı olmayan Habsburg Paşam Guzman'cığımın ortamlara hızlı dönüşüyle birlikte birinci sezondaki zengin züppe uyuzluğu da geri döndü. Samuel Garcia denen yerden bitme senin rakibin olabilir miydi Habsburg paşam, sen niye bu kadar kastın bu rekabet işini? Gerçi Ari bu konuda tam bir Carla çıktı, Samuel'e fena halde eklemlendi dizi boyunca. Yani hem aşağı sınıftan diye rahatsız oluyor, hem de her fırsatta kollarına koşuyor. Bu ne perhiz? Sosyal olarak ise Guzman'la olmaktan mutluydu. Nasıl olmasın ki, adam tam bir prens. Uzun boylu, yakışıklı, eğlenceli, dürüst… Ama gene de yaranamadı bu kıza... Guzman bir şeyler döndüğünden şüpheleniyordu, bazı çıkışları oldu ama bunlar çoğunlukla Samuel'e yönelikti. Dayağını yiyip kahrını çeken Samuel'di ama Ari hanım olayın mağduru rolünü kimseye kaptırmak istemiyordu anlaşılan. Ne şiş yansın ne kebap diyerek ikisine de aşık olduğunu söyledi, dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan oldu. İkisini de kaybetti. Samu ve Guzman arkadaşlığı da bayağı bir çatırdadı ama yıkılmadı gene, ölümüne kankayız modundalardı biterken… Sürekli atıştılar, Guzman her fırsatta Samuel'e sövdü, final bölümünde de sağlam dayak attı ama gene de arkadaş kaldılar; ne yana yıkılayım? Patrick ise Ander-Omar ilişkisine yıldırım gibi düşüyor. Çok fazla değinmek istemiyorum, üç erkeğin ilişkisinde üzerinde durabileceğim duygusal bir nokta yoktu çünkü. Sadece Omar'ın üç şeritli otoban kıvamındaki kaşlarına sövüp, Ander bebeğimin bu çirkin Ortadoğuludan kurtulması için dilek çemberi yapmaktan başka… Patrick de güzel oğlandı ama uyuzdu, o aileye dair her şey bana itici geldi ne yapayım. Mencia denen ebleh suratlı ise en en en salakları bu ailenin. Babası parasını kısıtladığı için tanımadığı bir adamla birlikte olup, ondan para alacak ve diğer maddi imkanlarından yararlanacak kadar. Güya ailesinden kurtulmak için bu paraya ihtiyacı var ama yerler öyle ihtiyacı. Adamın başka bir arkadaşı ile olmayı bile kabul ediyor, ücreti de iki katına çıkararak. Bildiğiniz kendine bir iş ağı kuruyor. Bu esnada okulda da bizim keko Rebeka’ya yanlıyor, güya çok aşık ve Samuel’in yarattığı tüm travmaları ona unutturacak. Ancak Rebe’nin kadırgalı anası bu kızı barda görüyor, hangi niyetle yaptı bilmiyorum ama üstü kapalı uyarıyor. Daha çok gençsin, ne yaptığının farkında mısın gibisinden. Boğazına kadar suça batmış biri olsa da belki annelik, belki kadınlık içgüdüleri ile kızı korumak istiyor ama kızımız sert bir şekilde engel oluyor buna. Yaptığının ne olduğunu kabul etmiyor asla, öyle de yüzsüz. Kolay para tatlı geldi tabi. Ancak Rebe’nin annesi bunları bir arada kendi evinde görünce dur diyor, ya kızıma her şeyi söyle ya da ben söylerim diye tehdit ediyor. Çünkü Rebe, Samuel malını çok zor atlattı. Kız da sevince ölümüne seven cinsten, daha toparlanmadan bir daha yıkılırsa çok kötü olacak. Ama kızdaki cesarete bak ki, ben de senin kokain sattığını kızına söylerim diyor. Rebe bunu iş üstündeyken basıyor, daha doğrusu pezevenklerin elinden alıyor. (Rebe Tatlıses) Mencia sonradan yine ve yine bu adama başvuruyor, adam sanki hayrına yapıyor bunları. Ta ki şantaja başvurunca kafası dank ediyor salağın. Bu kızın salaklığını, ve salaklığını pekiştiren ebleh suratını hafife almayın...
Yalancı Barbie Cayetana ise geçmişe sünger çekmiş gibi, yalanı dolanı bırakmış. Üniversitede okuyor (moda ve tasarım üzerine olsa gerek) ve diğer zamanlarda Las Encinas’ta annesi gibi temizlik yapıyor. Zoruna gidiyor biraz ama eskisi kadar gocunmuyor bence. Şu malak prense hayranmış, bu arada prens de Polo’nun güncellenmiş hali gibi yani. (Biliyorsunuz Caye ve Polo da bir dönem sevgiliydiler, zaten dizide birbiriyle sevgili olmayan kaç kombinasyon kaldı?) Caye onunla konuşmaya çalıştıkça Ari kızı yerin dibine sokuyor (Tam Lu'luk hareket) Ama Caye bu defa bir şey gizlemiyor. Prensle sevgili oluyorlar, tam bir peri masalı... Elbiseler, sosyeteye takdim edilecek olmak... Turnayı bu defa gözünden vurdu diyebilir miyiz? Ancak önemli bir balo öncesinde Prensin evinde fark ettiği kamera detayı ile içine bir kurt düşüyor. Bir şekilde bilgisayarına erişiyor, ve birlikte olurlarken çekilmiş gizli kamera görüntüleriyle karşılaşıyor. Tabi allak bullak oluyor, baloda da çok pis bozuk atıyor ve oğlan durumu açıklamak zorunda kalıyor. Güya daha önceki sevgilisi cinsel istismarda bulunduğu yönünde iftira atmışmış da, beyimiz de kendini korumak için böyle önlemler alıyormuş çünkü kimseye güvenmiyormuş. Tabi Cayetana yapıştırıyor lafı, bu bir tedbir değil rızam olmadan uygunsuz görüntülerimi çekemezsin diye. Akabinde ayrı dünyaların insanıyız, ayrılsak iyi olur diyor ve gerçekten de uzak duruyor. Ancak bu durum prense fena halde cazip geliyor çünkü çevresindeki herkes ona imkanları için yaklaşmış, kimse gerçekten olduğu kişiyle ilgilenmemiş. Tipik zengin varoluşsal sancısı. Samuel ya da Omar gibi çalış bakalım bir şeyin kalıyor mu zengin züppe… Tabi Ari şüphe tohumları ekmeye devam ediyor; babam bunu okula skandalları kapansın, ortamından uzaklaşsın diye kabul etti; sen böyle bir tacizciye nasıl güvenebilirsin gibisinden. Caye barıştıktan sonra bilgisayarı bir kez daha kontrol ediyor, videolar silinmiş mi diye… Bu da ayrı mallık, sanki farklı adlandırıp başka klasörde depolayamayacak… Neyse, araştırırken yakalanıyor ve bu defa da güvenmediği için özür dileyen taraf kendisi oluyor falan. Özet geçeyim, gereksiz uzattım. Caye, prensin ailesinin verdiği bir partide en hayran olduğu tasarımcı ile tanıştırılıyor ve ona tasarımlarını göstermek istediğini söyleyip beş dakika rica ediyor. Adam ise odamda bakmak isterim diyerek üstü kapalı şekilde ahlaksız teklifte bulunuyor, tereddüt eden Caye'ye hadi diyip peşinden asansör kapısına kadar gelmesini sağlıyor. Bu esnada Ari görüyor bu manzarayı uzaktan. Caye ise tereddütlerini kenara bırakıp 'atölyenize göndersem iyi olacak' diyerek asansöre binmiyor. Prens'e karşı gözünün açılması ise yakınlaşmalarını durdurmak istediği anda defalarca hayır demesine rağmen durmadığında oluyor. Arabadan kaçarak iniyor adeta. Bu arada Ari de Caye'nin bu haysiyetli davranışını kendisine yılbaşı partisi için elbise tasarlatarak ödüllendiriyor kendince, yeteneğinden ve emeğinden şaşmasın diye. Parti gecesi geliyor, prensin keskin suratlı asilzade anası da ortamda. Oğlunu savunuyor tabi, erkekler doğuştan böyle taşkınlıklara sahiptir, tolere et gibisinden. Caye ise tokat gibi bir lafla kapaklıyor kadını. Yılbaşı gecesi önemli, her sezonun finalinde bir olay oluyor malum. Bir cesedimiz, bir katilimiz olacak illa ki. İyi haber, ceset bizimkilerden biri değil. Kötü haber, katil bizimkilerden biri! Las Encinas ruhu ile bu cinayeti de topluca örtbas ediyorlar, iyi alıştılar he. Vallahi Guzman için katlandım bu sezona. Üçüncü sezonun yeni kişilerle yeniden çekilmesi gibiydi, eser miktarda da eski sezonların izi vardı. Partilerden, fiziksel temaslardan gına geldi. Kılık kıyafetlerdeki abartılı pespayelik bu sezon zirve yapmıştı, okula giderken giyinmek zahmet oluyor galiba. Grindr reklamı da gözümden kaçmadı, eh Elite'den daha iyi bir yapım bulamazlardı reklam vermek için.
Eh işte desem de beşinci sezonu bekleyeceğim. (Onay verilmiş ama bakalım ne zaman çekilir.) Alışmışız, bırakamıyoruz. Guzman nereye ben oraya... Dediğimiz gibi beşinci sezon çıktığı an yorumları tam burada göreceksiniz, bu yazının devamına güncelleyeceğiz. Mümkünse Valerio ve Lucrecia'nın geri döndüğü, Samuel'in olmadığı ve kahramanlarımızın artık üniversite aşamasında olduğu bir beşinci sezon olsun. Haftaya görüşmek üzere!









































2026 editi : Laaaaaannnn 8 sezon cekmisler ya bunu, ben yazarken 5.sezon onay almisti daha iyice yilan hikayesine donmus acaba ne sacmaladilar
YanıtlaSil