Pançak Pançak #8 : Biraz Da Uygun Fiyatlı Markalar!

Selamlaaaaar!

Ne zaman 'Erkenden yazayım şu bölümü' desem bir şeyler oluyor ve ancak aylar sonra güncelleyebiliyorum. Bilmeyenler için de söylemiş olayım, çok fazla ürün alıp denemeyi doğru bulmuyorum; ihtiyacıma yönelik ürünleri alıp düzenli kullanarak etkilerini görmek, benim tercih ettiğim yöntem. Eh, bu da biraz zaman alabiliyor... Birkaç ay kadar... Neyse, lafı uzatmadan sadede gelelim ve yazıya başlayalım!

SNP Prep Peptaronic Serum : Bu Serumu 31 Mart'ta Watsons indiriminden 55,95'e almıştım. (Güncel fiyatı görmek için siteye girdim, 69 lira ama birkaç kez daha yüksek fiyata gördüm diye hatırlıyorum nedense) Kullanmaya da 14 Nisan'da başlamıştım. O sıralar canım Aromatica Lively nem toniğim bitiyordu, ben de elimin altında tonik olsun diye aldım. Karışıklığa mahal vermemek adına açıklayayım ; 330 ml olan toniği değil, 220 ml olan serumu aldım ve evet; serumu tonik niyetine kullanmak için aldım çünkü jelimsi bir yapısı var. Hem markayı, hem ürünü keşfette birkaç yabancıda görünce denemek istedim ve fiyatı da oldukça makuldu. İçinde 6 çeşit peptid ve 5 çeşit Hyalüronik asit var. Verdiği nem hoş, tabi bir Lively ya da Rovectin değil ama tatmin ediyor. Kokusu hafif çiçeksi ama parfüm gibi kokmuyor. Sanki taze çiçek yapraklarını elinizde parçalamışsınız da, öyle otsu-çiçeksi bir koku vermiş gibi. Ayrıca kore markası. (Markanın SNP Ice Bear Hyalüronik kağıt maskesi ile Prep Cicaronic kağıt maskesini de denemiştim ve ikisini de beğenmiştim. Yapış yapış bırakmadan güzel nem veriyorlardı.) Bu ürün de kolay emilen, yapışıklık bırakmayan türden. Toniğini de bir arkadaşıma aldırdım ve o da çok memnun kalmıştı. Yani öğrenciyseniz, ya da kısıtlı bir bütçeniz varsa tercih edebilirsiniz bu ürünü. Pembiş şişesi de 'beni al' diyor adeta :)
Sun Ozon Med Güneş Kremi : Rossman'da 20 lira üzeri alışverişte 55 liraydı, o zaman almıştım. Instagram'da takip ettiğim ve yorumlarını sevdiğim bir hesap (duzzpi olur kendisi) çok övünce, uygun fiyata da bulunca aldım. Aslında başta memnundum; yayılmasında sorun yoktu, beyazlık bırakmıyordu, disko topuna döndürmeden hafif bir parlaklık bırakıyordu, sivilce ya da hassasiyet yapmamıştı. Ama sanırım benim cilt tipimle uyuşmadı, çünkü soyuluyor :') Benim cildim yağlı, altına da nemlendirici falan sürünce kaldıramadı zaar. Elim kolum da durmaz, gün içinde ne kadar istemesem de yüzüme boynuma falan dokunuyorum. Her seferinde de silgi gibi elime geliyordu. Ben de kollarımda kullanmaya karar verdim, kollarımda da soyuluyor ama yüzümdeki kadar kötü soyulmadı. (Duzzpi'nin cildi kuru ve baya iyi anlaşmıştı bu ürünle. Detaylı inceleme için kendisinin Instagram profilini ziyaret edebilirsiniz.) Siz de benim gibi kolunuza budunuza sürdüğünüz güneş kremine acıyorsanız bu ürüne bir şans verebilirsiniz.

La Roche Posay Anthelios Invisible Spray 200ml : Daha önce 50ml Invisible Fluid'i kullanıyordum zaten, daha ulaşılabilir fiyatı olsa düşünmeden alacağım tek güneş kremi olurdu Türkiye sınırları içinde. (Türkiye sınırları dışında denemek istediğim hala pek çok marka var çünkü) Bu da yapı olarak ona çok yakın, görünüş olarak neredeyse bir farkı yok. Sivilce, yağlanma, hassasiyet falan da yapmadı. Açıkçası filtrelerini araştırmadım çünkü La Roche Posay bu konuda rüştünü ispatlamış bir marka. Fıs fıs sıkabilirsiniz; yüze de vücuda da kolayca uygulanıyor. Hatta bir kere makyajım varken, ellerimle pat pat tampon hareketlerle yedirmiştim ve sorun yaşamamıştım. 50ml fiyatına 200ml ürün aldım ben de, napayım :D Devir ekonomi devri.

Hazır bu kadar güneş kreminden bahsetmişken, SKT indiriminde aldığım Avene için de daha detaylı birkaç şey söylemek isterim. Bir önceki yazıda bahsetmiştim kullanmaya başlayacağımdan.

Avene Fluid Sport 100ml : Ben bunu 7 Mart'ta, SKT indirimi ile 144 liraya almıştım. Son kullanma tarihi Ekim, 7 ayda bitiririm diye aldım. Avene de güneş kremleri ve cilt bakım ürünleri beğenilen, meşhur markalardan. Bu güneş kremini sevdim, yağlı cildimle uyum sağladı. Soyulmadı, sivilce ve hassasiyet yapmadı, göz yakmadı. Hafif bir kokusu var, kolay yayılıp emiliyor. Sadece hemen sür çık kremi değil bence. Biraz beyazımsılık oluyor, ancak o da 2-3 dakika içinde kayboluyor. Altına nemlendirici sürmediğimde yayılması da emilmesi de biraz geç olmuştu, bir de göz kapağımda toparlandı sadece. Hala da bitmedi he, 3 aydır (daha şurada bir aydır kullanmıyorum) bitiremedim. 8/10 diyebilirim bu krem için. Ayrıca spor yapan insanlara göre tasarlandığından ter ve suya dayanıklı olduğunu söylemiş marka. Ben bu özelliklerini test etmedim tabi, öyle bir şansım olmadı :D Üzmeyen, güzel bir krem. İndirimde denk gelirsem alabileceklerim listesinde. Tabi LRP her zaman önce gelir :D

Bioderma Atoderm Nemlendirici : Bu işlere ayak bastığımdan beri Cerave kullandım, ama Bioderma da merak ettiğim markalardandı. 200ml ürünü 88 liraya falan aldım sanırım, ve BA-YIL-DIM! Yani Cerave'yi de çok seviyordum ama bazen Retinol ya da Asitli rutinlerimde 10-15 saniye yakıyordu yüzümü. Bunda hiç öyle bir şeyle karşılaşmadım; yumuşacık, mis gibi emilen ve harika nemlendiren bir krem. İndirimde yakalarsam 500ml olan büyük paketini alacağım. Pek biteceğe benzemiyor gerçi, acayip bereketli bu da.

Doa Kozmetik Ginseng Serumu : Doa kozmetik paradoksuma son verdim... Hem almak isteyip, hem bu kadar ucuza bu kadar iyi olunur mu tereddütümü yendim sonunda. Bunu arkadaşım memnun kaldığı için aldım, zaten genel yorumları da iyiydi. Güzel bir antioksidan serumu, ayrıca nem ve dolgunluk da veriyor. Elbette zaruri değil ama ben böyle besleyici içeriklere de yer verme taraftarıyım. Sabah rutinlerinde C Vitamininizin ve SPF'inizin etkinliğini arttırır. Antioksidanlar, serbest radikallerle savaştıkları için oldukça faydalı içerikler. Bu fiyata bu sonuç kaçmaz derim. Yerli bir marka oluşu da benim için olumlu bir artı. Paketlemelerin değil içeriğin müptelası olanlar bir şans verebilir.

Doa Kozmetik L-Askorbik Asit Serumu : Bunu da yine arkadaşımın tavsiyesi ile aldım. C vitaminlerinden umudu kesmiştim aslına bakarsanız. İlk aldığım C Vitamini Sinoz'du, cahillik işte :D Sonra Procsin de denedim, iflah olmaz bir cahilmişim resmen. (İkisinin de içinde neredeyse eser miktarda C Vitamini var, bir daha asssla almayacağım iki marka) Sonra It's Skin'in sarı şişeli, hafif limon kokan C vitaminini denedim, ondan da ahım şahım bi verim alamadım... Güzel bir şeyler alayım diye kore markalarına baktım, 300-400'lerden aşağı değil... Dedim neyse, olmasa da olur. Sonra gittim, C vitamininin en kuvvetli, saf formu L-Askorbik asiti aldım. Sanırım benim cildim düşük yüzdeli şeylere aldırış etmiyor :D Bu serumun verdiği parlaklığa ve canlılığa, yağlı hissi olmayışına (kolay emilmesi için sanırım genellikle yağlı bir formülasyonla seyreltiliyorlar bunlar, ama kesin bir bilgiye sahip değilim) güneş kremimi soymayışına, kaşıntı-hassasiyet-sivilce yapmamasına bayıldım. Tek kötü yanı kokusu, böyle metalimsi kötü bir koku var. 10-15 dakika alıyorum ben yüzümde o kokuyu :D Saf olduğu için oksitlenmeye çok meyilli, bu yüzden firma 10ml şişelerde satıyor ve sitede de şöyle bir uyarı yer alıyor ; ''Ürünün hızlı tüketilmesi gerektiği için 1 adetten fazla satın almayınız. Ürün 10 ml olarak satılyor, içerisinden çıkan kullanım talimatnamesine uyunuz. Ürünler günlük üretiliyor, stoklu gönderim yapılmıyor.'' gerçekten de gelen kutunun üzerinde üretim tarihi yazması çok iyi. Buzdolabında saklıyorum ben, ışık da almaması lazım. Rengine dikkat edin, sararmadan kullanın. Benim cildim asitlere alışkın olduğu için sabah kullanıyorum. Ama sizin cildiniz hassassa ve asitli ürünlere alışkın değilseniz bu ürünü ya gece kullanın (ertesi gün SPF kullanmak şartıyla) ya da hiç almayın. Kendinize uygun C Vitamini formunu bulmak için firmadan destek alabilirsiniz, üşenmeden tüm soruları yanıtlamışlar valla helal olsun.

Doa Kozmetik Retinol Krem : Bir yılı aşkın süredir Loreal Saf Retinol serumu kullanıyordum, artık cildim retinole alıştığı için yüzdesini ya da formülasyonunu değiştirmek niyetindeydim. Tabi Loreal serumun fiyatının uçmasının da bunda payı var. 400 lira veremem valla kimse kusura bakmasın. Milletin drugstore markası diye yüzüne bakmadığı markalara bir shiseido muamelesi yapamam yani. Neyse, dedim deneyeyim bi. %0,1'lik retinol kremi aldım 70 Liraya. Serumumun yüzdesi %0,02'ydi, başlangıç seviyesi için iyiydi, ancak bir yılı devirdikten sonra ilk başladığım zamanki etkileri göremez oldum. İlk sürdüğümde küçük dilimi yutacaktım çünkü, anında öyle bir etki görmeyi beklemiyordum. Bu kremden de memnun kaldım, bezelye tanesi kadar sürdüm ve o müthiş aydınlık parlaklığı yeniden yaşadım. Bir yıl da bu kremden devam ederim yani.

Doa Kozmetik Arbutin Serum : Buna da bayıldımmmm! Ve bu zamana kadar neden kullanmamışım diye kızdım kendime. Arbutin, lekelerle savaşan ve pigmentasyonu baskılayarak renk açılmasını sağlayan bir içerikmiş. (Kullanmayı bırakınca normale dönüyor tabi) Sabah akşam kullanılabilen, RETİNOLLE BERABER KULLANILABİLEN, hatta neredeyse pek çok şeyle beraber kullanılabilen tatlış bir içerik. (Detaylı bir içerik yazısında bahsedeceğim bundan) Ancak 3 ay kullandıktan sonra ara vermek lazımmış, sürekli sürekli kullanmayın yazıyordu araştırdığım tüm kaynaklarda. Şöyle söyleyeyim, bayram tatilinde yüzümde yaklaşık 1 ayı devirmiş sivilce izleri adeta kamp kurmuştu. Bayramda Doa'dan aldığım bu 4'lüyü kullanarak geçirdim onları. 2 günde bile fark etti yani. Kısacası bundan sonra arbutin, benim özellikle yazları elimin sık gideceği bir leke karşıtı-parlaklık-aydınlık içeriği olacak :)

Şimdi, bu yazıya neden böyle bir başlık attım açıklayayım. Malum, artık cilt bakımı bir furyaya döndü. Özellikle küçük ve orta çaplı infuluyınsırlarımız olmak üzere (çok büyük takipçisi olanlarda da arada görüyorum bunu) pek çok yanlış bilgi veriyorlar. Tabi markalardan kazandıkları gelirin, onların objektifliğine gölge düşürmesini anlıyorum. İçeriğinde, etiketinde bas bas bağrıldığı kadar içeriği olmayan ürünleri kolayca insanlara pazarlıyorlar. Ya da uygun fiyatlı diyor, ama kime göre neye göre uygun fiyatlı? 129 liraya satılan 50ml nemlendirici kreme uygun fiyatlı diyor. 1 ay kullanacağım bir kreme o parayı vermem ben. Zaten nemlendiriciden 'nemlendirmek' dışında bir özellik beklememek lazım, bu yüzden hep söylüyorum dermokozmetik markalarının büyük boy kremleri çok daha avantajlı oluyor. Başta 500ml kreme 200TL vermek zor gelecek ama, fiyat performans oranlaması yaparsanız çok daha ucuza geldiğini görürsünüz. 50ml'i 20 liraya geliyor, hadi 300 lira olsun 30 liraya tekabül edecek. Loreal hyalüronik serumu abarta abarta 400 lira ettiler. Ki bence çok ortalama bir serum, benzerlerini daha ucuza bulursunuz. Milletin linklerinden hesap yapmadan alışveriş yapacağınıza, oturun önce öncelikli ihtiyaçlarınızı belirleyin ondan sonra da piyasa araştırması yapın. Düzenli olarak siteleri kontrol ederseniz, indirimli alışveriş yapma şansınız artar. Ben son 2 yılda, pek az ürünü indirimsiz aldım. Tabi ben ekonomik bağımsızlığıma sahibim, bu sayede stoklu alarak fiyat değişimlerinden daha az etkileniyorum. Buna rağmen enflasyonun korkunç bir hızla yükselişi, beni bile uygun marka arayışına itiyor. Markanın adına değil de faydasına ödeme yapmak istiyorum. Neyse işte illa stoklu almanıza, ya da büyük paralar dökmenize gerek yok bir rutin oluşturmak için. Uzun lafın kısası ;

Yorumlar

Bunları Okumuş Muydun?