Seyir Defteri #70 : Las Chicas Del Cable

Eylül ayı geldi ve blogun İspanyol dizileri sever sakini de geldi haaaaaanım!
Hepi topu 5 dizi falan izlemiş olmam kendime bu lakabı takmaktan geri kalacağım anlamına gelmez. Yine uzun ve bol karakterli bir dizi olduğundan girizgahı kısa tutacağım. Bugün bohçamdan çıkaracağım dizi, başlıktan da anlayacağınız üzere Las Chicas Del Cable!
Dizi 1920’lerin Madrid’inde geçiyor. Ülkenin tek bir telefon şirketi var, olaylar bu şirkette geçiyor. Karakterlerimiz de şirketin çalışanları ya da yöneticileri. Peki böyle küçük bir mekandan, 5 sezonluk diziyi nasıl çıkarmışlar?
Pek çok insan 2000’ler başında izlediğimiz pembe dizilere benzetse de, ben buna tamamen katılmıyorum. Biraz tarih, biraz aşk, biraz aksiyon. Oldukça dengeliydi diyebilirim. Ve Türk dizilerinde en sevmediğim şeylerden biri olan, olayların tamamen ana karakter etrafında dönmesi olayını da iyi kotarmışlar. Diğer karakterler başrolün nedimesi gibi, işi gücü bırakıp kendi derdini unutup ona koşmuyor yani. Başrolümüzün derdi başından aşkın lakin, buna hazır olun, ve kızlar başlarına yeni dert açmakta da oldukça ustalar. Olaylar çorap söküğü gibi gelişiyor ve hepsi birbirine bağlantılı.
Her bölüm Lidia’nın (eski adıyla Alba) iç sesi ile başlıyor ve yine onun iç sesiyle bitiyor. Genelde bölümün temasına uygun şeyler oluyor bu sözler. Mesela ilk bölümde kalbimi çalan, ve diziyi izlemeye devam etmemi sağlayan repliği şuraya bırakıyorum ;
‘’1928’de kadınlar hava atmaya yarayan aksesuarlar olarak görülürdü; fikir beyan edemeyen, karar veremeyen aksesuarlar. 1928 yılında kadınsanız, özgürlük ulaşılması imkansız bir hayaldi. Toplumun gözünde sadece ev kadını ve anneydik. Hayallerimizin ya da heveslerimizin olmasına hakkımız yoktu. Hayat kimse için kolay değildi ama bir kadın için çok daha zordu.’’
Telefon şirketi Cifuentes ailesine ait, oldukça köklü ve sağlam bağlantıları olan bir aile. Tabi böyle bir ailenin temiz olmasını beklemiyoruz, bu aile Kral adına yasa dışı dinlemeler yapıyor. Tabi dönemin siyasi yaşantısı da çalkantılı olsa gerek ki, Kral bir darbe yapılmasından korkuyor ve yüksek rütbeli askerlerin ve politikacıların dinlenmesini istiyor.
Bu süreçte yeni operatör alımı yapıyor şirket, ve bizim küçük yalancı Alba’mız (iş görüşmesi esnasında yerini aldığı kişinin adını da alarak Lidia oluyor) şirkete son dakikada girmeyi başarıyor.
(Yeri gelmişken bir iki cümleyle hepsinden bahsetmek istiyorum.) Alba küçükken Madrid’e gelmiş, beraber geldiği sevgilisini kaybetmiş, ve bu yaşına kadar feleğin çemberinden geçmiş bir genç kadın. Kendinden başka kimseye güvenmiyor.
Marga, küçük bir kasabadan gelmiş utangaç bir kız. Tam bir panik, biraz ödlek, ayrıca biraz muhafazakar. Başta biraz 'e öf ama sakin ol biraz' dedirtse de, bence en tatlı ve en masum karakterlerden.
Carlota, yüksek rütbeli bir asker babanın kızı. Ailesine karşı açtığı bağımsızlık savaşı için bu işe ihtiyacı var, ailesi soylu bir kadının ‘öyle’ bir işte çalışmasına kesinlikle karşı. Özgürlükçü, biraz fevri birisi. Kızları bir şekilde gaza getirip, harekete geçirmeyi başarıyor.
Angeles, yıllardır şirkette çalışan kıdemli ve kızlara işini öğretecek kişi. Evli, bir çocuğu var ve kocası Mario’dan şiddet görüyor. Vis a Vis’ten tanıdığımız Maca, burada da ‘vur ensesine al ekmeğini’ bir karakter. Öyle ki terfi ettirildiğinde ben bunu nasıl yapacağım diye sızlanarak sorumluluğun kendisinden alınmasını istedi, oysa yıllardır yaptığı işi yapacaktı tek farkı oradaki sorumlu ve yetkili kişi olacaktı. Ancak yaşadıkları devrin şartlarını göz önüne aldığımızda, özgüven sahibi kadınlar bir elin parmağını geçmiyor belki. Üstüne bir de şiddet görmesi onu değersiz hissettiriyor ve zaten olmayan özgüven kırıntılarını da alıp gidiyor.
Sara Millan, aktivist bir kadın, şirkette de sağlam bir yeri var ancak hayatta kimi kimsesi yok. Dinleme işlerini raporlayan o. İlerleyen dönemlerde onu Oscar olarak da görüyoruz. Güçlü ve gözüpek biri.
Olay bu beş kadının dostluğu ve karakter gelişimini ele alıyor. Ancak diğer önemli karakterlere de kısaca değinmek gerek…
Francisco, Alba’nın beraber Madrid’e geldiği çocukluk aşkı. Ancak artık Cifuentes ailesinin damadı ve şirketin önemli ismi, öyle ki baba Cifuentes işleri oğlu Carlos yerine kendisine devretmek istiyor. Başlarda beni gerçekten kızdırsa da, duruldukça pek bir sevdim ben bu yakışıklı beyefendiyi...
Sırada Carlos, üzümlü kekim… Tam bir aşk adamı ama aldığı kararlarla her şeyi mahveden cinsten. Babasına karşı dik duramayan, daha sonra da annesinin etkisinde kalan tipik yakışıklı-çapkın-zengin adam. Carlos için diyecek bir şey bulamıyorum inanın, yanlışları o kadar çok ki geriye doğru bırakmıyor. Ama final sezonunda yaptıkları tüy diken cinsten...
Pablo, muhasebeci ve en az Marga kadar utangaç tatlı sempatik karakter. Ayrıca romantik, dünyalar tatlısı. Yine dizinin en tatlı ve en masum karakterlerinden biri bu yakışıklı da...
Mario şerefsizine değinmek istemiyorum, belki cinayeti esnasında değinirim. Melun suratını şuraya iliştireyim yine de.
Carlos-Lidia-Francisco arasında geçen aşk üçgeni hala kafamı karıştırıyor...
Yıllarca aşık olduğun kişiden kolayca vazgeçemezsin çünkü, ama Carlos’la da güç ve para için olması çok muhtemel geliyordu bana. Ve Lidia ortaya çıkana kadar Carlos ve Francisco çok yakın dostlardı, ayrıca Carlos Francisco’nun kayınbiraderi. Ama yarım kalan hayaller, yaşanmışlıklar, yanlış kararlar bu ilişkileri çok farklı yerlere sürüklüyor. Francisco ve Lidia arasındaki şey 'bir yangının külünü yendiden yakıp geçtin' minvalinden bir şey de değil tam. Hangi adam, sevdiği kadını düğününde damadın koluna kadar götürür ki? Belki daha farklı olabilirdi, birbirleri için yanlış zamanların yanlış insanları olmasalardı şayet. Ya hep bir geç kalmışlık, ya da erken gelmişlik var bu ilişkide.
Bir diğer çalkantılı ilişki de Carlota ve Sara arasındaki ilişki.
Başlarda Carlota’nın sevgilisi mühendis Miguel de var. Bu üçlü ilişkiyi Miguel’in kıskançlığı ve alkolikliği bitiriyor, bu süreç Sara’nın Oscar’a dönüşümüne de zemin hazırlıyor. Yıllarca kendini görmezden gelmiş, kendine bile nelerin olduğunu itiraf edememiş biri. Sara sayesinde Carlota da kendini sorguluyor. Aşk ve cinsiyet üzerine düşündüren bir ikili.
Dizinin en tatlı ilişkisi, çifte kumrular Marga-Pablo bile çok zor süreçler atlattı. Buna daha çok Julio faktöründen doğan bir hata sebep oldu aslında. Başka sebepler de var tabi, ama güzelce üstesinden geldiler neyse ki... Julio, bu ilişkiye olan borcunu canıyla ödedi ne yazık ki... Bu arada Julio, Pablo'nun tek yumurta ikizi kardeşi. Düz saçlarından, ve Pablo'ya göre daha girişken oluşundan ayırt ediliyor.
En toksik ilişkiye gelecek olursam bu şüphesiz Angeles ve Mario ilişkisiydi. Zaten kızlar arasında yakınlaşmayı sağlayan dönüm noktası oldu kendisi, adamın tek faydalı icraati diyebiliriz. Mario, şirketin kutlama partisinde Angeles’i öldürmek üzereyken ufak bir arbede sonucu ölüyor. Kasıtlı bir öldürme değildi, kızlar Mario'nun elinden kurtulmaya çalışırken kazaya kurban gitti sadece. Ancak bunu adalete ispat etmenin bir yolu yok, mecburen cezadan kurtulmaya odaklanıyorlar haliyle. Lidia'nın soğukkanlılığı sayesinde cinayetin üstünü örtüyorlar. Aksi takdirde Angeles idam edilecek, hal böyle olunca en ödlekleri Marga bile suç ortaklığı yapıyor. Burada Mario’nun kabarık siciline biraz değinmek gerek; karısını şirketten başka bir kadınla aldatıyor, karısına şiddet uyguluyor, kısmen alkolik, şirketin parasını çalıyor ve karısı işten ayrılma ‘emrine’ uymadığı için dövüyor. Bu öldüresiye dayak sonucunda Angeles çocuğunu düşürüyor, zaten istemediği bir gebelik. Tabi Mario şerefsizi ‘hamile olduğunu bilseydim yapmazdım’ diye özür diliyor ama, ciğerini biliriz biz senin şerefsiz.
Yaşadıkları her şey, ama her şey olay oluyor. Lidia’nın aşk hayatı, garda çekilen şantaj fotoğrafı, şirket için yaptığı telefon kulübesi projesine Carlos’un çökmesi, zorla bitirilmeye çalışılan hamileliği, çocuğunun kaçırılması, Carmen denen şeytan kadının bitmeyen entrikaları… Carmen demişken, ekranda gördüğünüz her sahnesinde en içten küfürlerinizi ileteceğiniz kişiyi size tanıtmadım. Bu kadın ailesi ve şirketi için her şeyi yapabilecek ve hatta yapmış bir kadın...
Dizi ilerledikçe, karakterlerin gelişimini görmek beni mutlu etmişti. Marga’nın kendine güvenen bir kadına dönüşmesi… Carlota’nın Sara’dan dolayı yaşadığı kafa karışıklığı, beraber kadın hakları konusunda aktivistlik yapmaları, babasıyla olan mücadelesi, sonrasında siyasete atılması ama kendini geri çekmek zorunda kalması… Sara’nın kendini keşfetmesi ve kendiyle barışması… Angeles’in ödlek ve zavallı bir kadından; bir polisi ayakta uyutacak kurnazlığa erişmesi ve kurtlar sofrasında ben de varım diyen, gözünü kırpmayan bir çete liderine dönüşmesi… Francisco’nun ne olursa olsun Lidia’ya sadık kalması, Carlos’un her şeyi mahvedişi… İspanya iç savaşı ile birlikte işler daha da çıkmaza sürükleniyor zaten…
Final sahnesi ile beni oldukça duygulandırdı, zaten sulugözün tekiyim ağladım bile. Çünkü bu kadınların samimi ve güzel işlenmiş arkadaşlıkları beni çok etkiledi, kendimi onlardan biri gibi hissettim. Birlikte çok şeyin üstesinden geldiler, ama bir an bile birbirlerini bırakmadılar. Onlarla üzüldüm, onlarla sevindim. Final benim için buruk olsa da, onları istedikleri gibi daima operatör kızlar olarak hatırlayacağım.
Tabi aralarda saçma şeyler de oluyor; mesela Fransisco bir yıl komada kaldı, yürümek için fizik tedavi aldı falan doğru dürüst yürüyemiyordu. Bir hafta önce yürüyemeyen adam bir hafta sonra kazma kürekle hapishane duvarı kırıyordu, oldu mu yani? İlla ki mantık sınırlarını zorlayan başka şeyler de olmuştur, ama bu biraz göze parmak usulü olunca yazmadan geçemedim. Ben romantik bir insanım, mutlu son için ufak tefek şeylere göz yumabilirim.
Kıyafetler, saçlar, makyajlar çok iyiydi. Özellikle Lidia, kadının çıktığı sahnelerde gözümü ondan alamıyordum. Genel olarak aktrisler çok güzeldi, aktörler de yakışıklıydı tabi. Şık takımlar içindeki bu insanların göze hitap eden imajları sayesinde sırf seyir zevki için bile izlenir bence. Son olarak buraya kızlarımın birkaç gifi ile, elbette asla vazgeçemediğim üzere dizinin afişlerini bırakacağım. Ve bu upuzun, bol görsel sosuyla süslenmiş yazımı noktalıyorum.
Son olarak ; ''HASTA SIEMPRE CHICAS!''

Yorumlar

Bunları Okumuş Muydun?